Hayvan hakları insan haklarının bütünleyici bir parçasıdır. Anayasa’nın 56. Maddesi’nde yer alan ‘’Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’’ ifadesi ile güvence altına alınan çevre hakkı, doğasında yer alan hayvanlar ile bir bütündür. Bu nedenle hayvan hakları ile hayvanların koruma altına alınması doğadaki dengeyi koruyacak ve dengesi korunan doğa insan sağlığının ve haklarının korunmasını sağlayacaktır.
Ne yazık ki buna rağmen insanoğlunun hayvanlar ile kurduğu ilişki ekonomik kaygılardan ibaret olmuştur. Oysa ki her türden canlının sorunu, insanın yaşamına ilişkin bir sorundur. Bu nedenle maddi beklentilere ulaşmak ve doğaya hakim olmak için çaba gösteren insanoğlu, bu mücadelede hayvanları yok etmektedir. Protagas’ın ‘’her şeyin ölçüsü insandır’’ söyleminde olduğu gibi, insanların kendi penceresinden baktığı bir dünyada görülen hayvan hakları sorunu doğaya ilişkin değildir, yine insanoğlunun kendisi ile ilgilidir.
Ülkemizde her ne kadar 2004 yılında 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu yürürlüğe girmiş ise de, bu kanun hayvanları hak sahibi olarak tanımlamamaktadır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ise hayvanlar ‘’insana ait bir malvarlığı değeri’’ olarak addedilmiştir. Oysa ki 2007 yılında Lizbon Anlaşması ile hayvanlar eşya değil, ‘’hassas varlıklar’’ olarak kabul edilmiş ve tanımlanmıştır. Ülkemizde her geçen gün artmakta olan hayvana karşı şiddet haberleri, Türkiye’de de hayvanların “hassas varlıklar” olarak tanımlanmasını sağlayacak bir uygulamanın ihtiyacını doğurmaktadır. Bu nedenle K&A Hukuk Bürosu olarak hayvana karşı her türlü şiddetin karşısındayız ve ilgili kanun değişikliklerinin hayvan haklarına daha hassas bir şekilde en yakın zamanda gerçekleştirilmesini umuyoruz. Hayvanlar eşya değil “hassas varlıklar”dır diyerek sizleri sokakta yavruyken ve yaralı olarak bulduğumuz ve bakımını üstlendiğimiz, zamanla büromuzun maskotu haline gelen Tom’un resimleri ile baş başa bırakıyoruz.